Blog

Son Yazı ve Makaleler

Propolis
Propolis Faydaları ve Propolis Nedir?

Yapışkan, reçinemsi bir madde olan Propolisi balarıları değişik bitkilerden toplayarak kovanlarına getirirler. Arılar kovanı dış etkenlerden, mikroorganizmalardan ve diğer zararlılardan korumak için üzerini propolisle kaplarlar.

Propolis, %55 oranında reçineli bileşikler ve balsam, % 30 balmumu, %10 aromatik yağ, %5 oranında ise arı poleni içerir. Kimyasal anlamda propolis, son derece karmaşık ve güçlü terpenler, benzoik, kaffeik, sinnamik ve fenolik asitin zengin çeşitlemelerine sahiptir. Flavanoid içeriği oldukça zengindir, sağlığa olan bir çok yararı kanıtlanmıştır.

Mikrop kırıcı, iltihap giderici, antioksidan, immün sistemini uyarıcı ve antikanserojenik etkilere sahiptir. Bioflavonoidler bakımından zengindir. Antioksidatif etki açısından propolis diğer arı ürünleri arasında en yüksek etkiye sahiptir. Geniş spektrumlu antibiyotik olarak nitelendirilen propolis, zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri ise olumsuz olarak etkilememektedir. Ayrıca virüslerin enzim salgılamasını ve çoğalmasını önleyici etkiye sahiptir. Propolis doğada bulunan en kuvvetli antibiyotiklerden biridir. Amino asitler ve iz elementler açısından zengindir, çok yüksek bir vitamin içeriğine sahiptir ve en azından 38 değerli bioflavonoidi vardır. İçeriğindeki yüksek bioflavanoidler yüzünden çok değerli bir antioksidandır. Antimikrobial olduğunu kanıtlayan bir çok çalışma yapılmıştır. En az 21 bakteri türü, 9 mantar türü, 3 protozoa (giardia dahil) ve geniş bir virüs ağı üzerinde etkisizleştirme yeteneğine sahip olduğu kanıtlanmıştır. Bakterilere karşı etkisi galangin, pinosembrin, kafeik asit ve ferulik asit içeriğinden, virüslere karşı etkisi kafeik asit, kersetin ve luteolinden, mantarlara karşı etkisi de pinobanksin, pinosembrin, kafeik asit, benzil ester, sakuretin ve pterostilbene ‘den kaynaklanmaktadır.

Elisyum Sağlık
OMEGA 3
OMEGA 3

Avustralya'daki Melbourne Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırması, 3 ay boyunca omega-3 içeren balık yağı hapı kullananlarda şizofreni belirtilerinin daha az olduğunu ortaya koydu.Bilim adamları, 13-25 yaşında, şizofreninin ön belirtilerini gösteren katılımcılardan bazılarına 3 ay boyunca balık yağı hapı verdi. Katılımcıların diğer bölümü ise içinde etken madde olmayan haplar (plasebo) kullandı. Bir yıl sonra balık yağı kullananların sadece yüzde 10'una, plasebo alanların ise yüzde 40'ına şizofreni teşhisi koyuldu. Şizofrenlerin kan hücrelerinde omega-3 gibi yağ asitlerine az rastlandığını hatırlatan bilim adamları, bu durumun beyin hücreleri için de geçerli olabileceğinden yola çıkarak balık yağının beyindeki iltihaplanmayı azaltıp sinir hücrelerinin korunmasını sağlayabildiğini belirtti.Read more

Doç Dr. Serdar ÖZTUZCU
OMEPA Q10 YAŞAYAN ORGANİZMALARDA ENERJİ DÖNÜŞÜMLERİ
OMEPA Q10 YAŞAYAN ORGANİZMALARDA ENERJİ DÖNÜŞÜMLERİ

Yaşayan organizmalarda enerji dönüşümleri Koenzim Q, oksijen müdahalesi yoluyla enerji substratı olarak çalışan bazı organik moleküllerin kimyasal enerjisinin adenozin trifosfata (ATP) dönüştürüldüğü hücre içi bir organel olan mitokondrinin iç zarında keşfedilmiştir. ATP hücrelerimiz tarafından kullanılan bir çeşit kimyasal enerjidir. Mitokondri zarları, moleküllerin başka moleküllere dönüştürüldüğü ve, süreç içerisinde, enerjilerinin bir kısmını saldıkları komplike enerji tesislerine benzetilebilir. Sürekli bir biyolojik enerji dönüşümü içerisindeyiz. Enerji dönüşümünün çalışma alanı olan termodinamik bilimi bazı reaksiyonların neden kendiliğinden meydana geldiğini ele alır. Kendiliğinden meydana gelen olaylar evrende düzensizliğin net bir şekilde arttığını gösterir. Isı bir enerjidir ve en düzensiz biçimi moleküllerin rastgele hareket etmesidir. Sobada yanan ateş sobanın üzerinde bir kapta bulunan su moleküllerinin hareketini artırır. Bir hücre ısı yaydığı zaman, çevresindeki moleküllerin hareketinin yoğunluğunu artırır. Bir odunun veya bir yakıtın yanması ısının çok büyük ve anlamsız bir biçimde yayılmasına neden olur, fakat yakıtın yanması aynı zamanda arabaları çalıştırıp, uçakları da uçurur. Sadece belirli koşullar altında ve kısmen ısı işe dönüştürülebilir. Bu, biyokimyasal dünyada üretilen enerjinin donanımsal kısmını gösterir. Biyolojik sistemlerde, enerjinin karmaşık dönüşümlerde yer alan kısmı ısı dışındaki enerji biçimlerine “kalıt aktarılır”. Bu enerji aktarımı mitokondri seviyesinde bir dizi sofistike enzim ve enzim kompleksleri ile ilişkilidir: bunlar esasında yaşayan organizmada enerjiyi kullanılabilir kılan kimyasal reaksiyonların hızını artıran proteinlerdir. Read more

Doç Dr. Serdar ÖZTUZCU